Freud’un gerçek kızı kim?: Anna Freud ve Melanie Klein Tartışması

Freud, günümüze kadar gelen ve insan psikolojisine bakışımızı bambaşka yerlere taşıyan teorileriyle psikanalizin temellerini attı. Bu yüzden psikanalizin “babası” olarak da anılır. Peki Freud’un psikanaliz camiasındaki “kızı” kimdir? Bu çok uzun tartışma iki önemli ismi karşı karşıya getiriyor: Anna Freud ve Melanie Klein

İkilinin; çocuk psikanalizinde en önemli isim olma konusundaki çatışmaları, bir yandan da babalarının gözdesi olmak için çabalayan iki kız kardeşin rekabetine benzetiliyor. İkisinin de kendi çocukluk yıllarında babalarının “en sevdiği kızı” olmadıklarını hissetmeleri, favori çocuk olduğunu düşündükleri ablalarına karşı duydukları kıskançlık ve içlerindeki rekabet arzuları, ikili arasındaki çatışmaları bu kadar alevlendiren etkenler olarak yorumlanıyor.

Resim: Thomas Gainsboroughs

Tartışmanın taraflarından biri olan Anna Freud, Sigmund Freud’un biyolojik olarak, gerçek hayattaki kızlarından biri elbette. Anna Freud, ailesinin ablasına daha düşkün olduğunu düşünse de, Freud mektuplarında kendisinden sıkça bahseder. Hatta baba rolünün yanında bir de analist rolünü üstlenerek, kendisini 4 yıl boyunca divanda analiz eder. (Bu da farklı ve uzun bir tartışma konusu) Ardından, Anna Freud da psikanalizle ilgilenmeye başlar. Freud’un fikirlerini devam ettirir, ego savunmaları konusunu derinleştirir. O zamanlar erkek egemenliğindeki psikanaliz ve ruh sağlığı dünyasında, kadınlar için daha uygun olduğu düşünülen çocuk psikanalizi alanına yönelir. Açtığı bakım evinde bir çok çocukla çalışır ve çocuk psikolojisine önemli katkılar sağlar. 

Diğer taraftan Melanie Klein, üç çocuk annesi bir ev hanımı iken, yaşadığı depresyon dönemleri üzerine kendi analizine başlar, Karl Abraham’ın analizinden geçer ve artık psikanalizle ilgilenmektedir. Hem yetişkinlerin analizinden çocukluğa dair bilgi toplayarak, hem de çocuklarla direkt olarak çalışıp onları analiz ederek ulaştığı çıkarımlarla psikanalize önemli katkılar sağlar. Freud’un bilinçdışını anlamak için rüyaları kullanması gibi, o da çocukların oyunlarında ortaya çıkan fantazileri fark edip yorumlayarak oyun terapisinin temellerini atar. Kendisini “sadık bir Freud yorumcusu” olarak tanımlasa da bir süre sonra yeni teorileri klasik kuramdan farklılaşmaya, Freud’un teorisiyle bazı noktalarda uyuşmamaya başlar. Klein’a göre çocukta ödipal dönem ve süperego kavramı, Freud’un söylediğinden çok daha erken başlar. Bu erken bebeklik döneminde, libido yerine daha çok ölüm dürtüsünün işlevi baskındır ve nesnelerle kurulan ilişki sanılandan çok daha önemlidir. (Melanie Klein’ın teorilerine bir sonraki yazımızda daha ayrıntılı değineceğiz.)

Bu sırada, babasının fanatik bir savunucusu olan Anna Freud, Melanie Klein’ın farklılaşan görüşlerinden hoşlanmamıştır ve ikisi arasındaki çatışmalar tüm camiada kutuplaşmalara yol açmıştır. Anna Freud onun psikanaliz birliğine uyumsuzluğu sebebiyle atılmasını önerirken, Klein kendi görüşlerinin aslında Freud’a kendi kızınınkinden daha yakın olduğunu savunmuştur ve kendisini ayrıştırmak için “Freud’cuyum ama Anna Freud’cu değilim” açıklamasını yapmıştır. Tüm bu tartışmalar psikanalistlerin -tarafsızlar dışında- ikiye bölünmesiyle son bulur; Winnicott gibi isimler Kelin’ın “Nesne İlişkileri Okulu”nu desteklerken, Melanie Klein’ın kendi kızının da dahil olduğu bir grup Anna Freud’un “Ego Psikolojisi” tarafına geçmiştir. 

Bunca yıl sonra ise kutuplaşma hala sürüyor. Genel olarak bakarsak, Amerikalılar daha çok Anna Freud’u tutarken İngilizler Melanie Klein’ı destekliyor. Bunların dışındaki ülkeler içinde ise durum daha karışık. Kimileri Klein’cı psikanalistleri, ağlayan danışanına mendil bile vermeyen, cani olarak tanımlarken ve Klein’ın kendi kızıyla iyi olmayan ilişkisine atıf yaparken; Klein’cılar Anna Freud’un yöntemini çok eğitim odaklı, danışanla fazla iyi geçinmeye çalışan ve bilinç düzeyinde kalıp insanın karanlık taraflarını görmezden gelen bir konumda buluyor.

İkisinin de görüşleri, çocuk psikoterapisini ve genel olarak psikanalizi şekillendirmesi açısından çok değerli, ayrı ayrı okunmalı, düşünülmeli. Bir yandan da kutuplaşma o kadar kuvvetli ki, bugün bile okuyunca ister istemez bir tarafın görüşüne daha fazla kaydığınızı hissedeceksiniz.

Uzm. Psk. İrem Akın

Cleantis, T. (2010, Nov 24). The Tissue Issue: Klein and Kleenex. Retrieved from: https://www.psychologytoday.com/us/blog/freudian-sip/201011/the-tissue-issue-klein-and-kleenex-0

Freud, A. (2016). Çocuklukta Normallik ve Patoloji. Metis Yayınları.

Houssier, F. (2016). From Biography to Theory: The Role of Anna Freud in the Emergence of the “Adolescent Process”. SOJ Neurol 3(1), 1-10.

Janet, S. (1993). Mothers of Psychoanalysis: Helene Deutsch, Karen Horney, Anna Freud, Melanie Klein. W. W. Norton and Company, Inc.

Klein, M. (2015). Çocuk Psikanalizi. Pinhan Yayınları.

Kuba, S. A. (2011). The Role of Sisters in Women’s Development. Oxford University Press.

Turkle, S. (1986, May 18). Daughters, Fighting for Freud’s Mantle. The New York Times, section 7 p. 14.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button