Psikoterapi nasıl bir süreçtir?

Bugün psikoterapi adı altına giren tüm ekollerin 1895 yılında S. Freud ve J. Breuer’in gerçekleştirdiği çalışmalardan türediğini söylenebilir. O zamanlar ruhsallığın, zihin ve bedenle iç içe bir bütün olduğu görüşü pek yaygın olmamakla birlikte, bazı rahatsızlıkların hiçbir organik kökeni olmaması ve tıbbi müdahalelerle tedavi edilememesi dikkat çekiciydi. Freud’un sonradan ‘konuşma terapisi’ olarak adlandırdığı ve yıllar içinde geliştirdiği yöntem sayesinde görüldü ki, belirli sıklıklarla düzenlenen seanslarda, kişinin problemi hakkında konuşmak ve problemin bağlı olduğu kökenleri anlama çabası rahatsız edici semptomların ortadan kalkmasına yarıyordu. 

Peki olay sadece iki kişinin karşılıklı konuşmasından ibaret miydi? Şüphesiz hayır. Psikoterapiyi, arkadaşlıklar, sohbetler ve diğer tüm kişisel paylaşım biçimlerinden ayıran yanı, onun belirli bir çerçeve içinde yürütülmesi ve süreç içerisinde kullanılan birtakım araçlardır. Örneğin, psikanalitik/psikodinamik psikoterapilerde kullanılan bazı araçlar şöyle sıralanabilir: yorumlar, sorular, düş malzemesinin, anıların ve çağrışımların işlenmesi, kişinin öznel hikayesine eşlik etmek, anlamaya çalışmak ve duygularını kapsayabilmektir.

Seansların sıklığı, süresi, ödemeler, terapinin gerçekleştirildiği mekan ve danışan-terapist ilişkisinin sınırları ise çerçevenin ana unsurlarındandır. Her psikoterapi ekolünde (veya psikoterapistlerin kendi tercihine göre) çerçevede bazı farklılıklar olabilir, ancak önemli olan yapının istikrarını olabildiğince korumaktır. Belirli durumlarda esneklikler, ihlaller veya çerçeveye uymakta zorlanmalar olabilir. Tüm bunlar, danışanın kişisel hikayesi içinde önemli anlamlara sahiptir ve özellikle psikanalitik ekolü benimseyen psikoterapistler için önemli birer çalışma aracıdır. Kişinin dış dünyada yaşadığı sorunsallar, tekrar eden ilişki örüntüleri, danışan-terapist ilişkisi içinde de kendini var edecek ve böylelikle onları yeniden ele almak için özel bir alan oluşacaktır. Bugünkü sorunsalların geçmiş yaşantılardaki kökenlerini anlayabilmek ve onları yeniden işleyebilmek titiz ve derin bir çalışma gerektirir. Psikoterapistin uzmanlığının önemi işte burada devreye girmektedir. 

*Psikoterapist seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında yazımıza ulaşmak için:

http://www.monagelisim.com/genel/psikoterapist-secerken-nelere-dikkat-edilmeli/

*Bireysel danışmanlık hakkında sık sorulanlar ve yanıtlara ulaşmak için:

http://www.monagelisim.com/calisma-alanlarimiz/bireysel-danismanlik/

*Tüm psikoterapi uygulamaları hakkında sık sorulan sorulara yanıtlarımız için ‘Çalışma Alanlarımız’ başlığını ziyaret edebilirsiniz.

Uzm. Psk. Duygu Karaer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button